AKIL HER ŞEYİ ÇÖZER Mİ? MEHMET AKBAŞ
AKIL HER ŞEYİ ÇÖZER Mİ?
İnsan akıl
sahibi ve şuurlu bir varlıktır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli
özellik de budur. Allah insana akıl bahşederek insana değer verdiğini
göstermiştir. İnsan aklı sayesinde dünya ve ahirete yönelik bilgi, beceriler
edinerek yaşamını sürdürmektedir. Aklı olmayan insan zaten imtihandan da
muaftır. Akıl insana büyük fayda ve avantajlar verirken öte yandan da ciddi
sorumluluklar yüklemektedir.
Akıl sayesinde insan kainata hükmetmekte ve dünyada söz
sahibi olabilmektedir. Akıl bu kadar önemli ve kıymetli iken acaba insan sadece
aklına güvenip her sorunu, meseleyi, karmaşayı çözüp halledebilir mi? Başka bir deyişle akıl tek
başına yeterli midir insanı istikamet ve hidayet yoluna ulaştırmak için? Bu
sorular tarih boyunca çok sorulmuş ve tartışılmıştır ve hala da konuşulmaya
devam etmektedir. Dine mesafeli olan ve aklını beğenenlere göre akıl tek başına
her şeyi çözebilir ve başka bir kaynağa ihtiyaç yoktur. Dini referans alanlara
göre ise akıl tek başına hakikati göremez ve her konuda rehber olamaz.
Aklın her şeyi çözmeye
yeterli olduğunu iddia söylemek çok büyük bir yanılgıdır ve derin bir vartadır.
Akıl her şeyi çözseydi Yüce yaradan vahiy ve peygamberleri göndermezdi. Sadece
aklına güvenmek insanı istikamet ve selamet yolundan alıkoyar ve şeytanın
tuzağına düşürür. Şeytan kendince akli bir çıkarım yapıp kendini üstün ilan
etmiş ve bunun sonucunda helaket ve felakete sürüklenmiştir. Akıl elbette büyük
bir nimet ve imkandır ama her şeye yetmez, her sorunu halledemez, her derde
derman olamaz çünkü aklın önünde çok çeşitli engeller ve sınırlar vardır.
Mübalağa, mugalata, kibir, yanlış muhakeme, yanılgı, dalgınlık, unutkanlık,
inkar, hatırda tutamama, çabuk kavrayamama vb birçok mani aklın sağlıklı
çalışmasını ve doğru yolu bulmasını engeller ve neticesiz bırakır. Akıl ancak
vahiy desteğiyle ve kuvvetiyle gerçek amacına hizmet eder ve yanlışlıklardan uzak kalır. Tarih boyunca
sadece aklı referans alanlar bir noktadan sonra çaresiz kalmıştır. Bu durumda
ya inkar yolunu seçip dalalet vadilerine doğru yol almış ya da bunalım ve
kaoslara düçar olmuştur. Aklı vahyin engin rehberliğinde kullananlar ise
kainattaki hikmet ve esrarı anlamış ve doğru yolda ilerlemeye devam
etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim insana sürekli aklını kullanmayı tavsiye etmiş ve
akla büyük bir rol biçmiştir. Birçok
ayette akla atıf yapılmakta ve aklın önemi vurgulanmaktadır. Siz insanlara iyilik yapmayı emredip kendinizi
unutuyor musunuz? Halbuki ilâhî kitabı da okuyup duruyorsunuz. Hiç aklınızı
çalıştırmıyor musunuz? (Bakara 44) İnkârcılara: “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiği zaman:
“Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüze uyarız” derler. Peki, ya ataları aklını
kullanamayan ve doğru yolu bulamayan kimseler ise! (Bakara 170)
Bunun yanında tek ölçünün akıl olmasının da
hata olduğunu bildirmiştir. Akıl ancak vahiy rehberliğinde istikameti bulur ve
kainatın sırlarını ortaya çıkarır. Tarih
boyunca insanların en akıllısı olan ve fetanet sıfatına haiz olan peygamberler insana vahiy
öncülüğünde aklı kullanmayı tavsiye ve telkin ederek insanlığı kurtuluşa davet
etmişlerdir. Bazı filozof ve düşünürler ise vahyi bir kenara iterek sadece aklı
mikyas ve ölçü yaparak insanı hidayet yolundan saptırmışlardır.
Akıl insanın sahip olduğu büyük bir nimettir ve akıl
insana kainatı ve yaratıcısını tanıma, anlama fırsatı vermektedir. Bu çok
değerli olan akıl sermayesini hakkıyla kullanmalı ve aklı veren yüce yaratıcımızın
emrine göre hareket etmeliyiz. Yoksa akıl her şeye yeter, her meseleyi halleder
deyip vahye sırtını dönmek insana ebedi bir hasaret kapısı açar ve insanı
hidayet ve selamet yolundan mahrum eder.
MEHMET AKBAŞ Eğitimci -Yazar

Türkçe
English




